Metal TİS’leri mücadele dinamiklerinin birleşip örgütlendiği bir süreç olabilmelidir!

Metal fabrikalarında giderek güçlenen bir tepki olduğu açık. Ekonomik saldırılar, işte atmalar, hak gaspları tepkilerle karşılanıyor, mücadeleyi güçlendirecek dinamikleri açığa çıkartıyor. TİS süreci bu dinamiklerin birleşip kaynaşmasının vesilesi olabilmeli, biriken tepkinin örgütleneceği ve açığa çıkacağı kanalların yaratılması süreci olarak değerlendirilmelidir.

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Sınıf
  • |
  • 16 Haziran 2019
  • 11:10

Metal işçileri yeni bir TİS sürecini karşılamaya hazırlanıyorlar. İşkolunun yetkili üç sendikası olan Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş, kapsam dahilindeki fabrikalardaki işçileri temsilen Eylül ayından başlayarak MESS ile masaya oturacaklar.

Metal işkolunda gerçekleşen grup TİS’leri, toplam sınıf mücadelesi açısından her dönem büyük bir önem arz etmiştir. Sermayenin koçbaşı misyonunu üstlenmiş metal patronlarının sendikası MESS ile işçi sınıfın en dinamik ve öncü bölüğü olan metal işçilerinin karşı karşıya gelişi, doğal olarak sınıflar mücadelesinin seyrini belirlemiştir. Bu karşı karşıya gelişin önemli bir alanı olarak metal TİS’leri, sermaye sınıfının yaklaşımlarının ortaya konulduğu bir düzlem olduğu gibi, ekonomik ve sosyal açıdan işçi sınıfının kazanımlarını da belirleme özelliğine sahiptir. Metal TİS’leri üzerinden ortaya çıkan sonuçlar, bugün sendikalı sendikasız fabrikalarıyla tüm metal işkolunun yanı sıra bir dizi farklı işkolunda da temel kriter durumundadır. Onlarca fabrikada yüz binin üzerinde işçiyi kapsayan metal TİS süreci, aynı zamanda işçi sınıfının birleşik mücadelesi açısından da önemli olanaklar sunmakta, güçlü bir potansiyel ortaya çıkartmaktadır.

Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturan metal işkolundaki TİS sürecinde yaşanan her gelişme ülke ekonomisini doğrudan etkileyebilecek bir mahiyettedir. Metal işçisi de mücadele deneyimi ve birikimi açısından her dönem işçi sınıfının öncü ve dinamik kesimi olarak öne çıkmıştır. Sermaye temsilcileri bunun bilinciyle masaya otururlar. Asgari bir bilinci olan her işçi ise burada sınıf lehine yaşanabilecek her gelişmenin kendisine doğrudan yansıyacağını bilir.

Metal TİS süreci aynı zamanda çetin bir sınıf mücadelesi alanıdır ve süreci belirleyen de sınıfın bilinç, örgütlülük ve kararlılık düzeyidir. Metal işçisi halihazırda TİS sürecini bilinç ve örgütlülük bakımından yazık ki oldukça zayıf ve dağınık bir tabloda karşılıyor. Kuşkusuz ki Metal Fırtına ile ortaya çıkan mücadele dinamizminin etkileri sürüyor. Keza geçtiğimiz TİS sürecinin deneyimleri hâlâ izlerini koruyor. Fakat bilinç ve örgütlülük planındaki zayıflık, sınıf mücadelesinin sürekliliğini sekteye uğratan, deneyim ve birikimleri kalıcılaştıracak kanalları yaratmayı zora sokan önemli bir engel teşkil ediyor. Dönem dönem yaşanan hareketlilikler, mücadele istek ve iradesinin, biriken öfkenin dışavurumu olarak gerçekleşiyor fakat genelde sermayenin bilinçli ve hedefli saldırıları ile boşa çıkartılıyor. Öne çıkan işçiler sistematik bir kıyım ile fabrikaların dışına itiliyor. Sendikal bürokrasinin varlığı ve etkisi tabloyu daha da ağırlaştıran bir etken oluyor.

Onlarca fabrikada on binlerce işçiyi kapsayan Metal Fırtına deneyimi ve ardından yaşanan kırılmalar elbette önemli bir deneyim yarattı. Sonraki TİS sürecinde ortaya konulan mücadele istek ve kararlılığı hem sermayeyi hem de sendikal bürokrasiyi önemli ölçüde zorladı. Fakat sınıf mücadelesinde bütünlüğü ve sürekliliği sağlayacak taban örgütlülüğü, dinamizmi ve bilinci yaratılamadığı oranda, metal işçisi önündeki engelleri aşmak noktasında hep bir sınıra geldi ve takıldı. Bu sınırlar sermaye ve sendikal bürokrasinin elini güçlendiren önemli bir dayanak olarak bugüne kadar kullanıldı.

Metal işçisi saflarında geçmiş zayıflıklar sürüyor ve yaklaşan TİS süreci bu zayıflıklarla beraber karşılanacağa benziyor. Dolayısıyla TİS sürecine hazırlık her şeyden önce bu zayıflıklara müdahale üzerinden gerçekleşebilmelidir. Taleplerin belirlenmesi süreci, örgütlenme hattı, mücadele bakışı bütünlüklü düşünülebilmeli, kazanıma kilitlenmiş bir iradeyle bütünlenebilmelidir. Zira ekonomik ve sosyal hakları kazanmanın ve güvenceye almanın bundan başka bir çözümü bulunmuyor.

***

Ülke ağır bir ekonomik krizin içinden geçiyor. Kapitalist krizinin faturası her alanda işçi ve emekçilere çıkartılıyor. Ekonomik ve sosyal saldırılar ile hak gaspları peş peşe hayata geçiriliyor. Çalışma koşulları ağırlaşırken, yoksulluk ve sefalet derinleşiyor vb. Metal işçileri uzun bir süredir giderek ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarına katlanıyorlar. Bu TİS sürecine ekonomik ve sosyal sorunların ve bu sorunların mayaladığı mücadele isteğinin damgasını vuracağı açık. Yıllardır yaşanan geriye gidiş, metal işçisi açısından artık kaldırılabilecek durumda değildir.

TİS süreçlerinin önemli bir parçası, tam da bugünkü somut tablo üzerinden ortaya çıkan talepler ve bu taleplerin belirlenmesi sürecidir. Metal işçisinin yakıcı sorunları ve ihtiyaçları taleplerin belirlenmesinde temel etmen olabilmek durumundadır. Bu talepler, masa başı çalışmalarla değil, bizzat metal işçisinin tabandan katılımıyla hazırlanmalıdır. Zam oranlarından sosyal haklara kadar bir dizi başlıkta ifade edilebilecek bu taleplerde gözetilecek husus, sermayenin neyi verebileceği değil, metal işçisinin yakıcı ihtiyaçları ve çıkarları olmalıdır.

Taleplerin belirlenmesi, bu taleplerin kazanılması için ortaya konulacak mücadele bakışı ve anlayışı ile bütünlenebilmelidir. Bin bir bağla işçi sınıfını kötürümleştirmeye çalışan yasal ya da fiili engeller karşısında, işçi sınıfının mücadele yasalarını işletmek temel yönelim olabilmelidir. Mücadele hattı haklı ve meşru olmanın gücüyle inşa edilmelidir. Grev kararlılığı ve bu kararlılık karşısında olası grev yasaklarına karşı şimdiden önlemler alınmalıdır. Fabrika fabrika TİS komiteleri oluşturulmalı, bu komiteler sürecin her aşamasında yetkili kılınmalıdır. Olası grev koşullarında bu komiteler grev komitelerine dönüştürülmelidir. Yasal veya fiili olarak grev koşullarına çok yönlü hazırlık bugünden başlatılmalı, politik, moral ve mali yönlerde gerekli adımlar atılmalıdır.

TİS süreçleri iki sınıfın karşı karşıya geldiği özel bir mücadele alanı olarak değerlendirilmeli, buna uygun bir çaba ve irade ortaya konulmalıdır. Sürecin her aşamasında metal işçisinin iradesini ve inisiyatifini açığa çıkartmak, mücadele bakışını ve bilincini güçlendirmek çabası esas alınmalıdır. Ön süreçlerinde olduğu gibi, masa başında da söz, yetki ve karar metal işçisinin olmalıdır.

Bu sürecin örgütlenmesinde öncü metal işçilerinin oynayacağı rolün oldukça önemli olduğunu belirtmeye bile gerek yoktur herhalde. TİS sürecinin metal işçisi açısından olduğu kadar, bir bütün olarak işçi sınıfının sermaye karşısında mücadelesini doğrudan etkileyebilecek bir özellikte olduğu unutulmamalı, öncü metal işçileri misyonlarına bu gözle bakabilmelidir.

MESS ile karşı karşıya gelmek, yakıcı talepleri kazanmak, bu konuda öncü metal işçilerinin göstereceği kararlılık ve yönlendiriciliğin gücü ile doğru orantılı olacaktır. Zira sermayenin dayatmalarını aşmanın yanı sıra, birçok deneyimin gösterdiği gibi, TİS mücadelesinin önemli bir parçası da sendika ağalarıyla da dişe diş bir mücadeledir. MESS birçok örneğinde görüldüğü gibi sendikal bürokrasiyi metal işçisinin mücadelesini engellemenin önemli bir basamağı olarak görmekte, buna uygun davranmaktadır. MESS güdümünde Türk Metal, varlığı yokluğu tartışmalı Çelik-İş ve giderek Türk Metal’leşme yolunda ciddi mesafeler kat eden Birleşik Metal-İş gerçeği ile karşı karşıya olunduğu bir an bile akıldan çıkartılmamalıdır.

Metal fabrikalarında giderek güçlenen bir tepki olduğu açık. Ekonomik saldırılar, işte atmalar, hak gaspları tepkilerle karşılanıyor, mücadeleyi güçlendirecek dinamikleri açığa çıkartıyor. TİS süreci bu dinamiklerin birleşip kaynaşmasının vesilesi olabilmeli, biriken tepkinin örgütleneceği ve açığa çıkacağı kanalların yaratılması süreci olarak değerlendirilmelidir.