2 Temmuz Sivas Katliamı: Türküler yanmaz!

Sermaye devleti işçi ve emekçileri, uyguladığı baskı politikalarıyla, gerçekleştirdiği kirli provokasyonlarla, katliamlarla sindirebileceğini sanıyor. Ancak yanılıyor ve yanılmaya devam edecektir. Ne Maraş ve Çorum ne Sivas ve Ulucanlar ne de diğer katliamlarla, işçi ve emekçilerin haklı, meşru mücadelelerinin önünü kesebileceklerdir. Yitirdiğimiz nice canlarımız ile birlikte harlanmaya devam eden mücadele ateşinde küllerimizden yeniden doğmaya devam edeceğiz, ta ki sınırsız, sömürüsüz bir dünyayı işçi sınıfının öncülüğünde kurana dek!

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Güncel
  • |
  • 02 Temmuz 2019
  • 08:07

Kirli provokasyonlar ve katliamlar sermaye devletinin bir geleneğidir. Bu gelenek, işçi ve emekçilerin birleşik kitlesel mücadelelerinin önünü kesmek ve sermayenin baskı ve sömürü düzenini sorunsuz sürdürebilmek amacıyla geçmişten günümüze devam edegelmiştir. 1 Mayıs ‘77, Maraş, Çorum, Gazi, Sivas, Ulucanlar, 19 Aralık katliamları ve yakın geçmişte gerçekleştirilen Roboski, Amed, Suruç, Ankara katliamları sermaye devletinin katliamcı yüzünü tüm çıplaklığıyla göstermektedir.

Sivas Katliamı’nda 35 can yakılarak katledildi!

Güneşin ak yüzüne bir duman çöktü
Bir türkü çığlıkla ateşe düştü
Kuytu bir köşede bir çiçek küstü
Döktü yaprağını boynunu büktü
Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
Bilmez misin ki türküler yanmaz
Günü gelir…”

2 Temmuz günü Sivas’ta Madımak Oteli’nde gerçekleştirilen katliam da sermaye devletinin bizzat sorumlusu olduğu bir saldırıdır.

Pir Sultan’ı anmak için Sivas’ın Banaz Köyü’nde 1989’dan itibaren her sene kültürel etkinlikler düzenleniyordu. 1993’te etkinliklerin Kültür Bakanlığı’nın desteği ile Sivas merkezde bir kültür merkezinde yapılmasına karar verildi.

Pek çok aydın, sanatçı ve yazar etkinliklere katılmak için Sivas’a geldi. Etkinlik hazırlıklarının başlamasıyla birlikte eli kanlı sermaye devleti de planladığı katliamı devreye sokmak için kollarını sıvadı. Başta Aziz Nesin olmak üzere etkinliğe katılanları hedef tahtasına çakan, Pir Sultan’ı anma etkinliklerinde “Müslümanların kutsal değerlerine hakaret edildiğini” söyleyen bildiriler dağıtıldı. Yerel gazetelerde sürekli olarak katliama davetiye çıkaran yazılar yayınlandı. Kışkırtıcı, provokatif haberlerle katliama zemin hazırlayan bu yayın organlarının kalemlerinden kan damlıyordu. Dönemin Refah Partili Belediye Başkanı aynı tarihe “hicret koşusu” koydu ve çevre illerden “katiller” Sivas’a toplandı. Etkinliğe katılmak için gelenlerin kaldığı Madımak Oteli’nin önüne yol bakım çalışması bahanesi ile bir kamyon taş boşaltıldı. Bir yandan da kolluk güçleri başka ilçelere gönderildi. Kısacası katliam için her türlü hazırlık tamamlandı.

2 Temmuz günü geldiğinde, Cuma namazı çıkışında Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Gazanız mübarek olsun” diyerek açıktan destek verdiği katiller sürüsü, katliam için etkinliğe gelenlerin üzerine salındı. Madımak Oteli’ni ateşe veren gerici güçler 35 canı diri diri yaktı. Böylece sermaye devleti, 2 Temmuz 1993’te gerici çetelerini devreye sokarak katliamı gerçekleştirdi.

Katliamların faili sermaye devleti!

Katliamın ardından düzen temsilcileri gözü dönmüş güruhlara arka çıkan, sermaye devletini aklayan açıklamalar yaptılar.

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: “Halkla polisi karşı karşıya getirmeyin.”

Dönemin Başbakanı Tansu Çiller: “Otelin etrafını saran vatandaşlarımıza hiçbir şey olmamıştır.”

Koalisyon ortağı SHP’nin Genel Başkanı Erdal İnönü: “Güvenlik güçlerimizin özverisiyle vatandaşlarımızın daha fazla zarar görmesi engellenmiştir.”

ANAP lideri Mesut Yılmaz: “Bu, bir futbol maçında bile çıkabilecek bir olaydır.”

Yapılan açıklamalardan da görüleceği gibi, katliamın faili sermaye devletidir. Sermaye devleti, o dönemde IMF,
TÜSİAD damgalı ekonomik-sosyal yıkım programını uygulayabilmek, işçi ve emekçileri azgınca sömürebilmek, mücadelelerinin önünü kesebilmek için katliamlara, kirli provokasyonlara, faşist baskıya ve teröre baş vurmuştur. Sömürü düzenine ses çıkarabilecek öncü işçileri, Kürt halkını, devrimci, ilerici, aydın insanları hedef tahtasına koymuştur.

Sivas Katliamı’nın perde arkasındaki güçler, Çorum ve Maraş’ta gerçekleştirdikleri katliamlarda karşımıza çıkan CIA, MİT ve kontrgerilladır. Aynı katiller, ‘77 1 Mayıs’ında Taksim’de gerçekleştirilen katliamda, Gazi’de, Ulucanlar’da, 19 Aralık’ta da sahnedeydi. Yakın dönemde gerçekleştirilen Amed, Suruç, Ankara katliamlarında da bu aynı eli kanlı karanlık güçler iş başındaydı.

Türküler yanmaz!

Sermaye devleti işçi ve emekçileri, uyguladığı baskı politikalarıyla, gerçekleştirdiği kirli provokasyonlarla, katliamlarla sindirebileceğini sanıyor. Ancak yanılıyor ve yanılmaya devam edecektir. Ne Maraş ve Çorum ne Sivas ve Ulucanlar ne de diğer katliamlarla, işçi ve emekçilerin haklı, meşru mücadelelerinin önünü kesebileceklerdir. Yitirdiğimiz nice canlarımız ile birlikte harlanmaya devam eden mücadele ateşinde küllerimizden yeniden doğmaya devam edeceğiz, ta ki sınırsız, sömürüsüz bir dünyayı işçi sınıfının öncülüğünde kurana dek!