Bremen Solu ve Bremen’de Sosyalist Cumhuriyet

A. Eren

29 Ocak günü 3.500 kişiden oluşan faşist Freikorps birlikleri “Sosyalist Cumhuriyeti” savunan işçilere saldırdı. İşçiler teslim olma çağrılarını reddettiler. Faşist General Gerstenbe bu kanlı operasyonu bizzat kendisi yönetti. Hamburg, Lübeck ve diğer kentlerden Bremen işçilerinin direnişine destek olmak için yola çıkan işçilerin yolları kesildi. İşçileri geri çevirmede SPD yönetimi bir kez daha o hain rolünü oynadı.

  • Değerlendirmeler
  • |
  • Güncel
  • |
  • 06 Şubat 2019
  • 07:03

Hamburg’dan sonra Almanya’nın en büyük ikinci limanı ve gelişmiş bir sanayi kenti olan Bremen, 1918-1919 devriminde çok özel bir yere sahiptir. Tersane işçilerinin ana omurgasını oluşturduğu işçi hareketiyle, başından itibaren örgütlü devrimci radikalizmin merkeziydi.

SPD içinde devrimci bir odak: Bremen Solu

Bremen Sosyal Demokrat İşçi Derneği ve Alfred Henke yönetimindeki Bremer Bürger Zeitung, SPD’nin sol kanadının sesi oldu. Rosa Luxemburg, Franz Mehring, Jullian Marchlevski ve devrimci solun diğer tanınmış mensupları, bu gazeteyi devrimci bir platform olarak kullanma olanağı buldular.

Bremen’de SPD tabanı ağırlıklı olarak sol kanadın temsilcilerinden Johann Knief`in önderliğindeki çizgiyi izledi. Buradaki örgütlülüğün omurgasını tersane işçileri oluşturuyordu. Hollandalı Anton Pan­ne­ko­ek ve Polonyalı Karl Radek de Bremen Solunun en etkili isimleri arasında oldular, özellikle de emperyalist savaş sırasında.

4 Ağustos 1914’te, SPD yönetiminin “anayurt savunması” adı altında kendi emperyalist burjuvazisiyle işbirliğine girmesine ve böylece ihanete batmasına karşı ilk net çıkış, Bremen Solundan geldi. 1916 yılından itibaren ise fiilen bağımsız bir parti gibi hareket ettiler. SPD içindeki ilk bölünmede Spartakistler USPD bünyesinde yer alırken, temel konularda onlardan çok farklı düşünmeyen Bremen Solu, bu konuda farklı bir tutum içindeydi. Bağımsız devrimci bir işçi partisinin kurulmasında ısrar ediyordu.

Bremen Solu emperyalist savaşa ve oportünizme karşı en etkili mücadelenin temsilcileri arasındaydı. 1916 yılından itibaren oportünizme karşı cepheden mücadele yürüttüler. Lenin’in savaş, emperyalizm, devrim sorunlarına ilişkin makaleleri, Bremen Solunun yayın organı Arbeiterpolitik’te yayınlanıyordu.

Bremen Solu SPD’den farklı olarak, işçiler içerisinde hücre sistemine dayalı etkili bir örgütlenme yapısı oluşturmuştu. Johann Knief yönetimindeki Arbeiterpolitik sosyal şovenizme ve merkezci oportünizme karşı devrimci solun dayanaklarıydı. Merkezcilere karşı Zimmerwald Solu’nun, dolayısıyla Lenin’in en önemli destekçileri arasındaydılar.

Almanya’da bağımsız bir devrimci işçi partisinin zorunluğunu ilk gündeme getiren Bremen Solu olmuştu. 1917’de de buna yönelik olarak kuruluş çalışmalarına yoğunlaşmışlardı. 1918 Kasım’ında kendilerini Almanya Enternasyonal Komünistleri (Bremen) olarak adlandırdılar. Aynı yılın Aralık ayında Spartakistlerle birlikte KPD’nin kuruluşunda yer aldılar.

Bremen Solu’nun lideri Johann Knief, devrimin hemen ardından Peter Unruh imzasıyla bir broşür yayınladı. Alman Emperyalizminin Çöküşünden Proleter Devrimin Başlangıcına başlıklı bu broşürde Knief, Kasım Devrimi’nin karakterini, SPD ve USPD’nin oynadığı rolü titizlikle açıkladı. Kasım Devrimi’nin en önemli belgeleri arasında yer alan bu broşür yüz bin adet basılarak Almanya çapında dağıtıldı.

Kasım Devrimi’nde Bremen…

Kiel ayaklanmasının ilk yankı bulduğu yer tam da Bremen oldu. Bremen’e gelen denizci delegasyonunun yaktığı ateş sonucu, 6 Kasım 1918’de, Askeri Konsey askeri garnizonun denetimini ele geçirdi ve tutuklu bulunan bütün askerleri özgürlüğüne kavuşturdu.

Aynı gün geniş bir kitlenin hazır bulunduğu belediye binası balkonundan USPD’li Adam Frasunkiewiecz bir konuşma yaptı: “Proletarya için en iyi yönetim biçimi konsey sistemidir. Artık karar verilmiştir. Bremen bağımsız bir sosyalist cumhurriyettir.”

USPD payına bunlar devrim dalgasının yarattığı heyecanla söylenen sözlerdi. İktidar konusunda henüz bir netlik yoktu. Bremen devrimcilerinin sembolü olan Johann Knief, diğer kentlerde devrimi örgütlemekle meşguldü. Bremen’e ancak 17 Kasım’da ulaşabilecekti.

7 Kasım’da bütün işletmelerden konsey yönetimi için 180 işçi ve 30 asker temsilci seçildi. 210 kişiden oluşan işçi ve asker konseyi ile bir yürütme komitesi oluşturuldu. Başkanlığına USPD’li Alfred Hanke getirildi. 6 Kasım’dan itibaren Bremen’de gerçek anlamıyla ikili iktidar durumu vardı. Senatonun itirazları üzerine, 14 Kasım’da senatonun görevine son verildiği, yönetimin işçi-asker konseylerine geçtiği duyuruldu. Konseyler hâlâ farklı politik kesimlerin temsilcilerini barındırıyordu. Konseylere giren SPD yöneticileri sürecin önüne geçmek için her türlü hileye ve ihanete başvuruyorlardı.

Devrimin ikinci aşaması!

Bremen konsey yönetimi Berlin’deki gelişmeleri dikkatle izliyordu. SPD yönetiminin Berlin ayaklanmasını hunharca bastırmasının ardından, Bremen işçileri bütün güçleriyle meydanlara çıktılar. 10 Ocak 1919’da, komünistlerin çağrısıyla işçi sınıfının eylem dalgası yayıldı. Senato dağıtıldı. İşçi-Asker Konseyleri sağ sosyal demokratlardan ve burjuva öğelerden temizlendi. Bu, devrimin derinleştirmesinin önemli adımlarından biriydi.

Senato yerine, üç komünistler, üç bağımsızlar (USPD), üç asker konseyi temsilcisinden oluşan bir Halk Komiserleri Konseyi oluşturuldu. 15 üyeden oluşan bir yürütme kurulu seçildi. Halk Komiserleri Konseyi Bremen Bağımsız Sosyalist Cumhuriyet’ini ilan ederek, bütün burjuva kesimlerin silahsızlandırılması kararı aldı. Burjuva basın yasaklandı. Silahlı işçi bölükleri oluşturuldu. İşçi ve emekçilerin günlük yaşamını kolaylaştıracak bir dizi kararname çıkartıldı. Almanya’nın diğer merkezlerdeki işçilere Bremen’in yolunu tutma çağrısı yapıldı.

Johan Knief ve Karl Jannack (KPD) ile Alfred Hanke (USPD) bu süreçte belirleyici bir rol üstlendiler.

14 Ocak’ta, sağ sosyal demokratlar ve burjuvazinin kışkırtmaları sonucu, bazı askeri birlikler tersane işçilerini silahsızlandırma girişiminde bulundu. Komünistlerin çağrısıyla harekete geçen silahlı işçi tugayları askerleri ablukaya alarak, teslim olmalarını istedi. Kanlı bir çatışmayı engellemek için araya giren Halk Komiserleri Konseyi üyelerinin çabasıyla, silahların ortak denetime verilmesi doğrultusunda uzlaşı sağlandı.

Başta Berlin olmak üzere karşı-devrimin estirdiği teröre karşı komünistler 21 Ocak’ta genel grev çağrısı yaptılar. Bu çağrı büyük bir yankı buldu. Halk Komiserleri Konseyi yönetimi işçilerin durumunu düzeltecek bir dizi önlem aldı. Sekiz saatlik işgünü fiili olarak yürürlüğe girdi. Sayıları on bini bulan işsizlere parasal destek yükseltildi.

Bu kararlara tepki olarak bankalar yeni yönetime kredi vermeyi reddetti. Ancak hükümet mali faaliyetler üzerinde tam denetim hakkına sahip olduğu için, kesenin ağzının açılacağını duyurdular.

SPD ve USPD içinde karşı-devrimin bu rehin alma çabalarına karşı tavizkar eğilimler gelişti. İşçiler içinde, “bakın bankalar kredi veriyor, fakat komünistler kabul etmiyor” propagandası epeyce etkili oluyordu.

Bağımsızların (USPD) yalpalayan tutumu ve burjuvazinin baskıları karşısındaki tutarsızlığı sonucu Ulusal Meclis seçimi yeniden gündeme getirildi. Devrimi boğmak için, burjuvazi ve onun hizmetindeki sosyal demokratlar için en etkili silah, “Sovyetler yönetimi” yerine “Ulusal Meclis” çağrısıydı. Komünistlerin karşı çabalarına rağmen 88 hayır oyuna karşı 101 oyla Ulusal Meclis seçimi kararı alındı. Ancak seçim sonuçları kabul edildiği koşullarda kredi alınabilecekti. Komünistler geri adım atmak zorunda kaldılar. Özellikle Berlin’deki yenilgi ve içinde bulunulan ekonomik durum, “sosyalist cumhuriyetin” tasfiyesi anlamına gelen yeni meclisin kabul edilmesini getirdi.

SPD hükümeti ve faşist Freikorps Bremen’i birlikte ezdiler

Berlin hükümeti ve “kanla beslenen köpek” Noske, Spartakist önderlerinin katledilmesinden sonra, her zaman bir tehlike olarak gördüğü Bremen devrimci işçi hareketini silahla tasfiye etmekte kararlıydı. Sosyal demokrat yönetim “Bremen Sovyet” yönetiminin burjuva yasaları çerçevesinde faaliyet yürütme kararını dahi yeterli görmüyor, şiddetle bastırmak istiyordu. Çatışmayı silahsız bitirme çabaları sonuçsuz kaldı. “Düzenin sağlanması” için, direnen devrimcilerin kılıçtan geçirilmesi kararlaştırılmıştı.

29 Ocak günü 3.500 kişiden oluşan faşist Freikorps birlikleri “Sosyalist Cumhuriyeti” savunan işçilere saldırdı. İşçiler teslim olma çağrılarını reddettiler. Faşist General Gerstenbe bu kanlı operasyonu bizzat kendisi yönetti. Hamburg, Lübeck ve diğer kentlerden Bremen işçilerinin direnişine destek olmak için yola çıkan işçilerin yolları kesildi. İşçileri geri çevirmede SPD yönetimi bir kez daha o hain rolünü oynadı.

4 Şubat 1919’da ise Bremen tarihinin en kanlı gününü yaşadı. Silahlı işçiler sonuna kadar büyük bir kararlıkla direndiler. Bu direniş içinde ve ardından faşist “temizlik” harekatında işçi ve asker konseylerinin 300’den fayla mensubu yaşamını yitirdi.

Kanlı bir operasyonla Bremen Sosyalist Cumhuriyeti tasfiye edildi. Beş SPD’liden oluşan yeni bir yönetim görevlendirildi. “Köpek Noske” zaferini ilan etti.

Bremen 26 gün süren “Bağımsız sosyalist cumhuriyet” olarak tarihe geçti.

Kaynaklar:

Illustrierte Geschichte der deutschen Revolution (1929, Reprint 1970)

http://www.arbeiterpolitik.de/Broschueren/Die Bremer Linksradikalen.pdf